Hakaret Suçu ve Cezası


Onur, şeref, saygınlık hakaret suçu kapsamında korunması amaçlanan manevi değerlerdir. Hakaret denilince ilk akla gelen küfür olarak kabul edilen sözcükler olsa da, suçun kapsamı küfürler ile sınırlı değildir, oldukça geniştir. Size göre hakaret ağırlığında olmayan bir ifade biçimi kişilerin sıfatı, ba


zı yer ve zaman koşullarında hakaret olarak kabul edilebilir. Unutulmamalıdır ki hiç kimse bir diğerinden daha az onurlu daha az şerefli değildir. Bu değerler bakımından toplumun her bir üyesi eşit konumdadır. Sizin açınızdan onursuz veya şerefsiz olarak kabul edilebilecek insanlık halleri mutlaka olacaktır. Ancak Montaigne’in ‘Her insanda insanlığın bütün halleri vardır’ sözünde de değinilmiş olduğu üzere karşılaşılan olumsuz durumlara rağmen yine de başkalarının o kişiyi onursuz olarak damgalaması hukuken kabul edilemez.


Öncelikle işlenme biçimine değinmek gerekirse; hakaret suçu bir kimsenin yüzüne karşı veya gıyabında olmak üzere iki farklı şekilde işlenebilir. Yüzüne karşı işlenmesinden kast edilen fail ile mağdurun sadece yüz yüze olması değildir. Örneğin bir mekanda yüz yüze olunmasa bile arka masada oturan mağdur hakkında onun duyabileceği bir şekilde tahkir edici sözlerin kullanılması mağdurun yüzüne karşı(huzurda) hakaret suçunu oluşturacaktır. Aynı şekilde failin mağdura mektup, telgraf, telefon ve benzeri araçlarla tahkir edici ifadelerde bulunması halinde de huzurda hakaret gerçekleşmiş kabul edilecektir. Ancak söz konusu iletişim araçları aracılığıyla yapılan hakaretin oluşabilmesi için o iletilerin doğrudan doğruya mağdura gönderilmiş olması şarttır.


GIYABINDA HAKARET


Gıyabında hakarette ise bu eylemin cezalandırılabilmesi için en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. O üç kişiye mağdur dahil değildir. Mağdur dışındaki herhangi üç kişi olabilir. Üç kişinin üçüne de birebir aynı cümlelerin kullanılması zorunlu değildir. O üç kişiye farklı farklı yerlerde de söylenebilir.


SUÇUN FAİLİ


Bu suçun faili yalnızca gerçek kişiler olabilir. Tüzel kişiler bu suçun faili olarak kabul edilemezler. Örneğin bir şirketin yetkili bir temsilcisinin hakaret teşkil eden eylemlerinden her ne kadar o şirketin sorumlu tutulabilmesi mümkün olmasa da o hakaret suçundan ilgili eylemi gerçekleştiren gerçek kişi temsilcinin cezai sorumluluğu söz konusu olacaktır.


Yukarıda da değinilmiş olduğu üzere hakaret teşkil edebilecek ifadelere ilişkin yelpaze oldukça geniştir. Birine AIDS’li, frengili, lan demek, birine lakap takarak hitap etmek, bir hayvan ismi ile çağırmak, el ele tutuşan sevgililere sapık diye bağırmak, sabıkası olan birine hırsız diye seslenmek, kinayeli sözlerle imada bulunmak, atasözü veya deyimlerle yapılacak söz oyunları verilebilecek örneklerden sadece birkaçını teşkil etmektedir.


HAKARET SUÇUNUN CEZASI


Hakaret suçunun cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hapis cezası ile para cezasından hangisinin seçileceği hakimin takdirindedir. Kanunun ilgili maddesinde hapis ve para cezasına seçimlik suç olarak yer verilmiş olduğundan fail hakkında hapis cezasına karar verilmesi halinde bu ceza para cezasına çevrilemeyecektir. Ancak hapis cezası yaptırım olarak seçilmişse ve bu para cezasına çevrilemezse de diğer seçenek yaptırımlara(kamu görevi vb.) çevrilmesi önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır.


DAHA AĞIR CEZAYI GEREKTİREN NİTELİKLİ HALLER


Hakaret suçuna ilişkin temel özellikler bu şekilde olmakla kanunun hakaret suçuna ilişkin ilgili maddesinde bu suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerine de yer verilmiştir. Şayet hakaret suçu bir kamu görevlisine karşı yapmakta olduğu görev dolayısıyla işlenirse cezanın alt sınırı bir yıldan az olarak belirlenemeyecektir. Ancak sizin bir kamu görevlisiyle göreviyle bir ilgisi bulunmayan şahsi bir ilişkiniz söz konusu ise örneğin siz kamu görevlisinin ev sahibisiniz ve kira ödenmediği için çok sinirlendiniz, hakaret içeren sözcükler kullandınız bu durum daha fazla ceza gerektiren nitelikli hal kapsamında değerlendirilmeyecektir, siz suçun basit halinden sorumlu tutulacaksınız ve cezanız arttırılmayacaktır. Yani kamu görevlisine yapılacak olan hakarette suçun cezasının basit halden mi yoksa nitelikli halden mi belirleneceği noktasında belirleyici olacak olan hakaret eyleminin yapılan göreve ilişkin mi yoksa şahsi bir ilişki kaynaklı mı olduğu olacaktır. Görev nedeniyle yapılan hakaretin kamu görevinin yerine getirildiği mekanda yapılması şart değildir. Eğer kamu görevlisine görevinden kaynaklanan hakaret alenen işlenmişse bu durumda tayin edilecek olan ve nitelikli hale giren cezanın altıda bir oranında arttırılması gerekecektir.


Hakaret suçunun alenen işlenmesi sadece kamu görevlilerinin mağdur konumunda oldukları durumlar için değil aynı zaman bütün hakaret suçları açısından cezayı arttırıcı bir sebeptir. Peki hangi yerler aleni olarak kabul edilir? Apartmanın giriş kapısının önü, parklar, otobüs terminalleri, sokağa bakan pencere, cadde üzeri vb. birçok mekan aleni kabul edilmiştir.


Özel güvenlik görevlileri de hakaret suçu kapsamında kamu görevlisi gibi işlem görmektedirler. Yani özel güvenlik görevlilerine karşı görevleri dolayısıyla hakaret edilmesi halinde kamu görevlisine görevi dolayısıyla hakaret edilmiş gibi nitelikli halden cezaya hükmedilecektir. Bu konuya ilişkin Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 19.09.2011 tarihli, 2009/16282E. ve 2011/27066 sayılı kararına göre;


  • “…özel güvenlik görevlisi olan şikayetçiler….sanığın kamu görevlisine karşı suç işlemiş gibi cezalandırılması gerektiğinden temel cezanın 125/3-a maddesi yerine 125/1 uyarınca belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini….” ifadelerine yer verilerek özel güvenlik görevlilerinin kamu görevlisi olarak kabul edilerek cezalandırılacağını hüküm altına almıştır.


Suçun diğer nitelikli halleri ise hakaret suçunun dini, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı ve kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesidir. Bu hallerde de cezanın alt sınırı bir yıldan az olmayacaktır.


HAKARET SUÇUNUN SORUŞTURULMASI VE KOVUŞTURULMASI


Hakaret suçu kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır. Kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret suçunun işlenmesi halinde suç resen soruşturmaya tabidir. Şikayet hakkının hakaret fiilinin ve failinin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içerisinde kullanılması zorunludur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 21.04.2016 tarihli 2016/5070E. numaralı kararına göre;


  • “…..6 aylık şikayet süresinin geçmesi nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağı gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi, kanuna aykırıdır…"


ŞİKAYETİMDEN VAZGEÇEBİLİR MİYİM?


Şikayetten vazgeçilebilmesi mümkündür. Vazgeçmenin koşula bağlı yapılması mümkün değildir. Yani o şikayetinden vazgeçerse ben de vazgeçerim denilmesi gibi bir durum hukuken kabul edilemez. Ancak bir kere vazgeçildikten sonra vazgeçmeden vazgeçme imkanı bulunmamaktadır. Siz şikayetinizden vazgeçseniz bile karşı taraf bu vazgeçmeyi kabul etmeyebilir, yani yargılamanın devam etmesini isteyebilir. Bu durumda yargılamaya devam edilecektir. Yargılamaya devam edilip suçun sabit olmaması halinde beraatine, suçun sabit olduğunun anlaşılması halinde ise bu husus kararda açıklanarak kovuşturmanın şikayet koşulunun gerçekleşmemesi sebebiyle davanın düşürülmesine karar verilecektir.


BEDDUA BİR HAKARET MİDİR?


Son olarak bedduaya değinmek gerekirse bedduanın hakaret suçu kapsamında değerlendirilmesinde belirleyici olacak olan husus suçun mağdurunun kamu görevlisi olup olmadığıdır. Bedduanın herhangi bir kişiye karşı yapılması halinde Yargıtay kararlarında ‘tanrıdan ceza dilemek’ olarak tanımlanmış ve hakaret suçu teşkil etmeyeceği kabul edilmiştir.


Ancak eğer söz konusu eylem bir kamu görevlisine karşı yapmakta olduğu göreve ilişkin olarak gerçekleştirilmişse hakaret olarak kabul edilmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 03.05.2006 tarihli ilamında noter dairesinde ‘Allah Belanı Versin’ biçimindeki sözlerin görevliyi küçük düşürücü nitelikte olduğu gözetilmeden yetersiz gerekçe ile beraatine karar verilmesi bozma nedeni kabul edilirken, Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 09.09.2002 tarihli ilamında sanığın müştekiye ‘ağzından çıkanlar boynunuza dolansın’ sözlerinin sövme niteliği taşımadığı ve beddua anlamı içerdiği dikkate alınmadan sanığın sövme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi bozma sebebi yapılmıştır. İlgili kararlar incelendiğinde bedduanın mağduruna göre bir ayrım yapılmakta olduğu anlaşılacaktır.


Sonuç olarak; hakaret suçu mağduru iseniz mutlaka o hakaret eylemi ve failini öğrenmenizden itibaren 6 ay içerisinde şikayet hakkınızı kullanmak zorunda olduğunuzu unutmayın. Şikayetinizi kolluk görevlilerine veya Cumhuriyet Savcılığı’na vereceğiniz dilekçe ile veya sözlü olarak gerçekleştirebilirsiniz. Konuya ilişkin sorularınız için bize info@pinarileri.com elektronik posta adresinden veya +90 312 240 36 83 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz. Sorularınızı cevaplamaktan memnuniyet duyarız.


Yasal Uyarı: İşbu makale başka bir internet sitesinde ancak makalenin yer aldığı internet adresi linkini içeren aşağıdaki ifadeye yazının başında veya sonunda belirgin bir şekilde yer verilmesi şartıyla yeniden yayımlanabilir veya basılabilir.


Hakaret Suçu ve Cezası Pınar İleri Avukatlık & Danışmanlık izni dahilinde yeniden yayımlanmaktadır"

Öne Çıkanlar
Son Paylaşımlar
Arşiv
Anahtar Kelime Ara

© Pınar İleri Avukatlık ve Danışmanlık 2018. Tüm hakları saklıdır.

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • LinkedIn Clean