Ticari Davalarda Arabuluculuk

 

İş Davalarında Arabuluculuk Zorunlu mudur?” başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak değinmiş olduğumuz üzere 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca 01/01/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ve geçen bir yıllık süre boyunca ilgili yasal düzenlemeler uyarınca iş davaları açılmadan önce 01/01/2018 tarihinden itibaren dava açmanın bir şartı olarak kabul edilen ve aynı zamanda da alternatif bir çözüm yolu olan arabulucuya başvurular gerçekleştirilerek uyuşmazlıklara çözüm bulunmaya çalışılmıştır.

 

Kanunun belirtmiş olduğu iş davaları açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılmasının bir dava şartı olarak kabul edilmiş olmasıyla birlikte gerek uyuşmazlıklar daha hızlı ve daha az maliyetli olarak çözümlenmeye başlamış gerekse de mahkemeler üzerindeki yük bir nebze de olsa azalmıştır.  Geçtiğimiz bir yıl boyunca iş davalarında arabuluculuk çözüm yolunun beraberinde gelen olumlu sonuçlar ticari davalar bakımından da alternatif bir çözüm yolu olan arabuluculuk müessesesinin uygulanabilir olup olmadığı sorularını beraberinde getirmiştir. Kanun koyucunun da yapmış olduğu değerlendirmeler üzerine 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun’un 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi gereğince 01/01/2019 tarihinden itibaren ticari uyuşmazlıklar bakımından dava şartı olarak arabuluculuk getirilmiştir. 1 Ocak tarihinden itibaren getirilen düzenlemeler uyarınca bazı ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvuru yapılması zorunlu bir koşul haline gelmiştir. Dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa ilişkin düzenlemeler 01/01/2019 tarihinden sonra açılacak olan davalara uygulanacaktır. Örneğin icra takibi 2018 yılında başlatılmış, karşı taraf itiraz etmiş. Bu durumda itirazın iptali davası 2019 yılında açılacaksa dava eğer diğer şartları sağlıyorsa zorunlu arabuluculuğa tabi olacaktır.

 

Bütün ticari davaların zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu şeklinde bir genelleme yapılabilmesi mümkün değildir. Bazı ticari uyuşmazlıkların dava şartı olan arabuluculuğa tabi olup olmadığı tartışmalıdır, ilerleyen süreçte uygulama ile tartışmalı konuların netleşeceği düşüncesindeyiz. Ama öncelikle bilinmelidir ki zorunlu arabuluculuk davalar için getirilmiştir. Yani örneğin ticari bir uyuşmazlığa ilişkin yapılacak icra takipleri öncesinde arabulucuya başvurma gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. İşbu yazımızda ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci ve uygulanması hakkında bilgilendirme yapılacaktır. Hangi ticari uyuşmazlıkların dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu daha sonraki yazılarımızda ayrıntılı olarak ele alacağız.

 

TİCARİ DAVALARDA ARABULUCULUK SÜRECİ NASIL İŞLER?

 

Öncelikle uyuşmazlığın tarafı olan başvurucu yetkili arabuluculuk bürosuna başvuruda bulunur. Bu başvuru yazılacak bir dilekçe ile olabileceği gibi, arabuluculuk bürosunda doldurulacak olan form ile de olabilir. Başvuru yaparken uyuşmazlığın karşı tarafına ilişkin öncelikle iletişim bilgileri olmak üzere büroya doğru bildirimde bulunulması sürecin hızlı ve düzgün bir şekilde işlemesi açısından büyük önem arz etmektedir.

 

Yapılan başvuru üzerine yetkili büro o dosya için bir arabulucu atayacaktır. Arabulucu en kısa sürede taraflara ulaşıp, yapılacak olan ilk toplantı gününü kararlaştırmaya çalışacak ve sonrasında tarafları ilk toplantıya davet etmesiyle görüşmeler başlayacaktır.

 

Yetkili büronun dosya için bir arabulucu atayacağını ifade ettik ancak bu zorunlu bir koşul değildir şöyle ki; taraflar da dosyaları için karşılıklı olarak bir arabulucu seçme ve belirleme hakkına sahiptirler. Bu durumda mutlaka “arabulucu belirleme tutanağı” düzenlemeleri gerekmektedir.

 

Arabulucu gerekli görüşmeleri düzenleyip dosyayı 6 hafta içerisinde sonuçlandırmak zorundadır. İşbu 6 haftalık süre en fazla 2 hafta daha uzatılabilir. Yani 8 haftanın sonunda mutlaka sürecin tamamlanmış olması gerekmektedir.

 

Yapılacak olan görüşmeler sonucunda bir “Son Tutanak” düzenlenecektir. Eğer görüşmeler sonucunda anlaşma sağlanamamışsa dava açılırken dava dilekçesine ek olarak düzenlenen son tutanağın ve/veya onaylanmış bir örneğinin mahkemeye sunulması zorunludur. Son tutanağın dilekçeye eklenmemesi halinde hakim tarafından 1 haftalık kesin süre verilecektir ve o 1 hafta içerisinde de belgenin sunulmaması halinde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilecektir. İşbu nedenlerle arabuluculuk görüşmeleri sonucunda düzenlenen son tutanak mutlaka alınmalı ve dava dilekçesine eklenmelidir.

 

Taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlanmış olması halinde bir anlaşma belgesi düzenlenecektir. Anlaşma belgesi çok dikkatli bir şekilde düzenlenmelidir, yapılan düzenlemeler şüpheye yer vermeyecek şekilde net ve açık olmalıdır. Örneğin faiz uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacaksa faiz oranlarının ve başlangıç tarihinin ne olacağı vb. hususların net bir şekilde belirlenmiş olması yerinde olacaktır.  Eğer anlaşma belgesi üzerinde hem asil olan tarafların hem de vekillerinin imzası bulunuyorsa o belge ilam niteliğinde kabul edilebilecek ve belgede belirtilen hususların yerine getirilmemesi halinde doğrudan icraya konulabilecektir. Ancak tarafların yani asillerin anlaşma belgesinde imzalarının bulunmaması halinde belgenin icraya konulabilmesi için arabulucunun görev yaptığı yer Sulh Hukuk Mahkemesi’nden icra edilebilirlik şerhi alınması gerekecektir. İcra edilebilirlik şerhi alındıktan sonra ilamlı icra takibi başlatılması önünde hiçbir engel kalmamış olacaktır. Anlaşmaya varılan konular hakkında bir daha dava açılabilmesi mümkün değildir.  

 

HANGİ ARABULUCULUK BÜROSUNA BAŞVURU YAPILMALIDIR?

 

Eğer dava açılmış olsaydı yetkili mahkeme neresi olacaktıysa yetkili arabuluculuk bürosu da yetkili mahkemenin olduğu yer arabuluculuk bürosu olarak kabul edilecektir. Ancak bazen tacirler arasında iş ilişkisi kurulurken ve/veya sonrasında bir yetki sözleşmesi yapılmış olabilir ya da taraflar arasında yapılan sözleşmede başka bir yer mahkemesi yetkili kılınmış olabilir. Bu durumda mutlaka o sözleşmeye göre yetkili arabuluculuk bürosu bulunmalıdır.

 

Eğer başvuru yapılmış olan arabuluculuk bürosunun yetkili olmadığını düşünüyorsanız yani yetki itirazında bulunmak isterseniz en geç ilk toplantıda yetkiye ilişkin ilgili belgeleri sunmak üzere yetki itirazında bulunabilirsiniz. Taraflar yetki itirazında bulunmadığı sürece arabulucunun kendisini görevlendirmiş olan büronun yetkili olup olmadığını inceleme yetkisi bulunmamaktadır. O nedenle yetki itirazının mutlaka taraflardan birinden gelmesi gerektiği unutulmamalıdır.

 

En geç ilk toplantıda yetki itirazında bulunulması halinde arabulucu dosyayı hemen ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderecektir. İlgili Sulh Hukuk Mahkemesi de dosya üzerinden gerekli incelemeyi yaptıktan sonra bu konudaki nihai kararı verecektir. Eğer yetki itirazı mahkeme tarafından reddedilecek olursa aynı arabulucu yeniden görevlendirilecektir. Ancak yetki itirazının kabul edilmiş olması halinde bu yönde verilen mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 1 hafta içerisinde yetkili büroya başvuru hakkı verilecektir. 1 hafta içerisinde başvurunun gerçekleştirilmesi halinde yetkili olmayan büroya yapılan başvuru tarihi, yetkili büroya başvuru tarihi olarak kabul edilecektir.  

 

ARABULUCULUK TOPLANTISINA KİMLER KATILABİLİR?

 

İş mahkemeleri kanunu ile getirilen dava şartı arabuluculuk görüşmelerine işverenin kendisinin, temsile yetkili avukatının ve/veya yetkili kılacağı herhangi bir çalışanının katılabileceğini belirtmiştik. Ancak ticari davalardaki dava şartı olan arabuluculuk sürecine tarafların kendisi, temsile yetkili vekilleri ve/veya kanuni temsilcileri katılabilir. İş davalarındaki arabuluculuk sürecinden farklı olarak ticari davalarda arabuluculuk görüşmelerine işverenin yetkili kılacağı herhangi bir çalışanının katılabilmesi imkan dahilinde kabul edilmemiştir.

 

Eğer arabuluculuk görüşmelerine siz katılmak istemezseniz, düzenlenecek olan vekaletname ile vekilinizin katılabilmesi mümkündür. Ancak düzenlenecek olan vekaletnamede arabuluculuk görüşmelerine ilişkin mutlaka özel yetki bulunması gerektiği unutulmamalıdır.

 

Ticari davalarda çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar bazen uzmanlık gerektirebilir ve taraflardan her zaman uyuşmazlık konuları hakkında tam anlamıyla bilgi sahibi olmaları beklenemez. O nedenle bir uzman görüşünün iyi olabileceğinin düşünüldüğü hallerde ancak ve ancak her iki tarafın da açık rızasıyla görüşmelere bir uzmanın da katılması sağlanabilecektir.

 

İLK TOPLANTIYA KATILMAMANIN YAPTIRIMLARI NELERDİR?

 

Arabulucu tarafından belirlenen ilk toplantıya haklı veya geçerli bir mazeret olmaksızın katılım sağlanmaması halinde ağır yaptırımlar düzenlenmiştir. İlk toplantıya katılmayan taraf uyuşmazlık süreci sona erdikten sonra yani açılacak olan dava sonunda haklı bulunmuş olsa bile yargılama giderlerinden sorumlu kabul edilecektir ve ilk toplantıya katılmayan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilemeyecektir. O nedenle ilk toplantıya taraflar eğer asil olarak katılamayacaklarsa da en azından bir vekil vasıtasıyla katılım sağlanmasına önem gösterilmelidir.

 

ARABULUCULUK SÜRECİ ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELERİ ETKİLER Mİ?

 

İşbu süreler arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden son tutanağın düzenlenme tarihine kadar duracaktır.

 

Yasal Uyarı: İşbu makale başka bir internet sitesinde ancak makalenin yer aldığı internet adresi linkini içeren aşağıdaki ifadeye yazının başında veya sonunda belirgin bir şekilde yer verilmesi şartıyla yeniden yayımlanabilir veya basılabilir.

 

Ticari Davalarda Arabuluculuk Pınar İleri Avukatlık & Danışmanlık izni dahilinde yeniden yayımlanmaktadır"

 

 

Please reload

Öne Çıkanlar

Kısa Çalışma Uygulaması Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik Teşkil Eder mi?

August 1, 2020

1/2
Please reload

Son Paylaşımlar

February 1, 2020

Please reload

Arşiv
Please reload

Anahtar Kelime Ara