Yoksulluk Nafakası ve Şartları

Yoksulluk nafakası boşanmanın eşlere ilişkin mali sonuçlarından biridir. Boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan eş, diğer eşin kendisine yoksulluk nafakası vermesini talep etme hakkına sahiptir. Yoksulluk nafakası ile tedbir nafakası birbiri ile karıştırılmamalıdır. Evlilik birliği devam ederken, yani boşanma davası sırasında kararlaştırılacak olan nafaka tedbir nafakasıdır. Yoksulluk nafakası ancak boşanma hükmünün kesinleşmesi ile gündeme gelecektir.

 

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için öncelikle boşanma sonucu yoksulluğa düşecek olma koşulunun gerçekleşmiş olması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun; 07.10.1998 gün ve 1998/2-656-688, 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95, 16.05.2007 gün ve 2007/2-275-275, 11.03.2009 gün ve 2009/2-73-118 sayılı kararlarına göre: "yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim” gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların "yoksul" kabul edilmesi gerekmektedir." 

 

Yoksulluk nafakası talep edecek olan eşin boşanma konusunda kusursuz olması gerekmez. Ancak yoksulluk nafakasına gerekli şartların oluşması halinde hak kazanılabilmesi için yoksulluk nafakası talep eden eşin diğer eşe göre daha az kusurlu olması oldukça önemli bir şarttır. 

 

YOKSULLUK NAFAKASI NE ZAMAN TALEP EDİLMELİDİR?

 

Yoksulluk nafakası boşanma davası sırasında talep edilebileceği gibi boşanma davası sona erdikten sonra da ayrı bir dava açılarak talep edilebilir. Boşanma davası sırasında talep edilen yoksulluk nafakası için ayrıca bir harç ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak yoksulluk nafakasının ayrı bir dava ile talep edilmesi halinde harca tabi olacağı mutlaka dikkate alınmalıdır.

 

Şayet boşanma davası sırasında yoksulluk nafakası talep edilmemiş ancak boşanma kararı verildikten sonra yoksulluk nafakası istenecek olursa evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacak olduğundan 1 yıllık sürenin kaçırılmaması gerekmektedir. Aksi takdirde zamanaşımı savunması ile karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır.

 

Boşanma kararı kesinleştikten sonraki 1 yıllık süreçte ayrı bir dava ile yoksulluk nafakası talebini incelemeye aile mahkemeleri görevlidir. Yoksulluk nafakası talebine ilişkin davanın aile mahkemesine, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise aile mahkemesi sıfatıyla bakmak üzere asliye hukuk mahkemelerine yöneltilmesi gerekecektir.

 

İSTEK OLMADIĞI HALDE YOKSULLUK NAFAKASINA HÜKMEDİLEBİLİR Mİ?

 

Eşlerden herhangi biri talep etmemişse mahkemenin yoksulluk nafakasına karar verebilmesi mümkün değildir. Taraflardan birinin talebi olmaksızın yoksulluk nafakasının kararlaştırılması ilgili yargıtay ilamları uyarınca da bozma sebebi olarak kabul edilecektir. 

 

Talep olmaksızın yoksulluk nafakasının kararlaştırılamayacağı kuralı faiz açısından da geçerliliğini korumaktadır. Eşler yoksulluk nafakasına faiz uygulanmasını da talep etmediği sürece mahkemenin kendiliğinden faize hükmedebilmesi mümkün değildir. 

 

TALEP EDİLENDEN DAHA YÜKSEK BİR YOKSULLUK NAFAKASINA HÜKMEDİLEBİLİR Mİ?

 

Yukarıda da belirtilmiş olduğu üzere taleple bağlılık kuralı yoksulluk nafakası konusunda karşımıza çıkmaktadır. Yoksulluk nafakası talebinde bulunurken sadece yoksulluk nafakası istendiğinin belirtilmesi de yeterli olmayacaktır. Mutlaka talep edilen miktar açık bir şekilde belirtilmelidir. Mahkeme tarafından talep edilen miktardan daha yüksek bir yoksulluk nafakasına karar verilebilmesi mümkün değildir. O nedenle talepte bulunurken nasıl olsa mahkeme bu miktarı arttıracaktır şeklinde düşünülmemelidir. Mahkeme talep edilen yoksulluk nafakası miktarının altında bir nafakaya hükmedebilir ancak talep miktarını aşamaz. 

 

TARAFLARIN KENDİ ARALARINDA YOKSULLUK NAFAKASINA İLİŞKİN YAPACAKLARI ANLAŞMA GEÇERLİ MİDİR?

 

Eşler bazen uzlaşmacı bir niyetle kendi aralarında yoksulluk nafakası kararlaştırabileceklerini düşünseler de eşler arasında yoksulluk nafakasına ilişkin yapılacak olan anlaşma olası bir uyuşmazlık halinde hakim tarafından onaylanmadığından hukuki bir geçerlilik taşımayacaktır ve ne yazık ki tarafların mağduriyeti ile sonuçlanacaktır. 

 

TARAFLARIN EKONOMİK DURUMLARI BİRBİRİNE BENZİYORSA YA DA DENK İSE BİRBİRLERİNDEN YOKSULLUK NAFAKASI İSTEYEBİLİRLER Mİ?

 

Eşlerin gelirlerinin birbirine eş olduğu, ekonomik ve sosyal durumlarının birbirine benzer ve denk olduğu hallerde yoksulluk nafakası kararlaştırılamayacaktır. 

 

DÜZENLİ VE SÜREKLİ BİR GELİRİ BULUNAN EŞE DE YOKSULLUK NAFAKASI BAĞLANABİLİR Mİ?

 

Yoksulluk nafakası isteyen eşin düzenli gelirinin olması yoksulluk nafakası talebinin reddedilmesi için tek başına bir sebep teşkil etmeyecektir. Yoksulluk nafakası kararlaştırılmadan önce tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırması mutlaka yapılmalıdır.  Örneğin gelir getiren malvarlığından belki o eş çeşitli sebeplerle tam anlamıyla yararlanamıyordur veya o gelir eşi yoksulluktan kurtaracak bir yeterlilikte kabul edilemeyecek bir miktar olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2010/12253E. ve 2011/13906 sayılı ilamına göre: 

 

     “…Davalı kadın yoksulluk nafakası isteminde bulunmuştur. Yapılan araştırmada davalı kadın adına 3 katlı bina bulunduğu saptanmıştır. Bu taşınmazın bedeli ile ayrıca kiraya verilmişse veya kiraya verilmesi durumunda getireceği kira gelirinin gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle belirlenerek, taşınmaz bedeli ve kira gelirinin davalı kadını yoksulluğa düşmekten kurtarıp kurtarmayacağı değerlendirilerek, yoksulluk nafakası istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde yoksulluk nafakası isteminin reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.”

 

Yukarıda yer verilen karardan da anlaşılacağı üzere her olayın özelinde ayrıntılı bir inceleme yapılması önem arz etmektedir. Yoksulluk nafakası talep eden eşin düzenli ve sürekli bir geliri varsa ve bu gelir onu yoksulluğa düşmekten kurtaracak nitelikte ise elbette yoksulluk nafakası talebinin reddi yerinde olacaktır.

 

YOKSULLUK NAFAKASI MİKTARINDA DEĞİŞİKLİK YAPILABİLİR Mİ?

 

Boşanma davası sonucunda veya boşanma davası sona erdikten sonra açılacak olan ayrı bir dava ile yoksulluk nafakasına karar verilmiş olması halinde nafaka yükümlüsü eşin her koşulda istisnasız bir şekilde ödeme yükümlülüğünün bulunduğunun kabul edilmesi hem hukuken hem de hakkaniyet gereği mümkün değildir. 

 

Bazı koşullar altında kararlaştırılan ve ödenmekte olan nafakanın azaltılması, arttırılması ve/veya kaldırılması talep edilebilir. Örneğin nafaka yükümlüsü olan eşin maddi durumu ciddi ölçüde bozulmuş ve artık o nafakayı karşılayamayacak durumda olabilir. Bu durumda nafaka miktarının azaltılmasını ve/veya kaldırılmasını isteyebilmesi en doğal hakkıdır. 

 

Ayrıca nafaka alacaklısı olan eşin yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde de yoksulluk nafakası yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Her zaman nafaka alacaklısı eşin evlenmesi gerekmez. Yoksulluk nafakası alacaklısı eş evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi bir başkası ile yaşıyorsa nafaka borçlusu mahkemeden ödemekte olduğu yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etme hakkına sahip olacaktır. 

 

Nafaka alacaklısı eşin haysiyetsiz bir hayat sürmesi veya yoksulluk durumunun ortadan kalkması halinde de mahkeme kararı ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilebilmesi mümkündür.

 

Nafaka miktarında azaltma veya arttırım yapılabilmesi için her zaman çok büyük değişikliklerin meydana gelmiş olması da şart değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/15244E. ve 2015/20324 sayılı ilamına göre:

 

          "...nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; nafaka TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır...O halde, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, yoksulluk nafakasının niteliği, yoksulluk nafakasında artışın yapıldığı tarihten itibaren geçen süreçte paranın satın alma gücünün azaldığı hususları gözetilerek, yoksulluk nafakasının hakkaniyete uygun olarak TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan dengenin korunması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yoksulluk nafakasına ilişkin artırım talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.."

 

Sonuç olarak daha önceden hükmedilmiş olan yoksulluk nafakasının kaldırılması veya miktarının azaltılıp, arttırılması talepleri ile eşlerin dava açabilmeleri mümkündür. Bu konudaki taleplerini incelemeye aile mahkemesi görevli olacaktır. 

 

Konuya ilişkin sorularınız için bize info@pinarileri.com elektronik posta adresinden veya +90 312 240 36 83 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz. Sorularınızı cevaplamaktan memnuniyet duyarız.

 

Yasal Uyarı: İşbu makale başka bir internet sitesinde ancak makalenin yer aldığı internet adresi linkini içeren aşağıdaki ifadeye yazının başında veya sonunda belirgin bir şekilde yer verilmesi şartıyla yeniden yayımlanabilir veya basılabilir.

 

Yoksulluk Nafakası ve Şartları Pınar İleri Avukatlık & Danışmanlık izni dahilinde yeniden yayımlanmaktadır"

 

Please reload

Öne Çıkanlar

Kısa Çalışma Uygulaması Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik Teşkil Eder mi?

August 1, 2020

1/2
Please reload

Son Paylaşımlar

February 1, 2020

Please reload

Arşiv
Please reload

Anahtar Kelime Ara