Araç Değer Kaybı Davası Talep Edilebilir Tazminat Kalemleri

Trafik kazalarının motorlu araçlar üzerinde ciddi ve maliyetli hasarlara sebep olduğu oldukça sık görülmektedir. Ülkemizde her geçen gün artan trafik kazalarına paralel olarak araç değer kaybı davası da  bir o kadar gündeme gelmektedir.  Her ne kadar araç üzerinde oluşacak zararın büyük bir kısmı sigorta şirketleri aracılığıyla güvence altına alınmış olsa da, araçta oluşan değer kaybı için aynı güvencenin verilmiş olduğu söylenemez. Özellikle son yıllarda trafik kazaları sonucunda toplumun hangi tazminat kalemlerini talep edebileceği konusunda bilinçlenmesi üzerine sigorta şirketleri araç değer kaybını sigorta poliçesi dışında tutmaya başlamıştır. Araç değer kaybının sigorta poliçe kapsamı dışında tutulması esasen bir hak kaybı niteliğinde değildir ancak bu durumda araç değer kaybının tazmini için yasal yollara başvurulması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

 

Kaldı ki; yaşanan kazanın sonuçları hasar ve araç değer kaybıyla sınırlı değildir. Kaza konusu aracın herhangi bir ticari faaliyetin icrası için kullanılıyor olması durumunda kazanç kaybı-araç mahrumiyeti tazminatı da gündeme gelecektir.

 

Yaşanan maddi hasarlı trafik kazası sonucunda aracın zarar gören bölümleri orijinal parçalar ile değiştirilse bile bu o aracın değer kaybetmiş olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Sigorta ekspertizleri tarafından aracın üretim yılı, bulunduğu kilometre, kaza tarihine kadar herhangi bir parçasında bir değişiklik olup olmadığı, daha önceden başka bir kaza kaydı bulunup bulunmadığı gibi veriler üzerinden yapılacak olan inceleme üzerine kazaya sebep olan diğer sürücünün aracın piyasaya değeri üzerinde nasıl bir kayba sebep olduğu tespit edilecektir.

 

Bu noktada aracı değer kaybına uğrayan araç sahibi söz konusu değer kaybının tazmini için yasal yollara başvuracaktır. Kaza anında araç sürücüsünün araç maliki dışında bir başkası olması durumunda bir an için araç sürücüsünün aktif dava ehliyetinin bulunmadığı düşünülecek olursa bu konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 16.10.2008 tarihli, 2008/11535E. ve 2008/17099 numaralı ilamı yol gösterici olacaktır. Şöyle ki;

 

  • “...Trafik kazası nedeniyle sürücünün zilyetliğinde bulunan araçta oluşan zararın       tazminini, kayden malik olan isteyebileceği gibi, zilyedin de aldığı şeyi tam ve sağlam olarak sahibine iade yükümlülüğü bulunduğundan sürücünün de aktif dava ehliyeti bulunmaktadır.”

 

Yargıtay ilamından da anlaşılacağı üzere işbu davayı açmaya sadece kayden malik olan değil aynı zamanda kaza tarihinde aracı zilyetliğinde bulunduran sürücü de yetkilidir. Araç değer kaybı tazminat talebinin kime yöneltilmesi gerektiğine değinilecek olursa bu noktada her ne kadar sigorta şirketleri araç değer kaybını poliçe kapsamı dışında bırakmaya başlamış olsalar da öncelikle poliçe esasları kontrol edilmeli ve eğer değer kaybı kapsam dahilinde ise ilk olarak kazaya sebep olan aracın sigorta şirketine başvuruda bulunulmalıdır. Ancak yukarıda değinilmiş olduğu üzere eğer araç değer kaybı tazminatı poliçe kapsamı dışındaysa araç ruhsat sahibi ve kaza anında aracı kullanmakta olan sürücüye işbu araç değer kaybı tazminat talebinin yöneltilmesi yerinde olacaktır.

 

Motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zarar ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. 2 yıl içerisinde araç değer kaybı tazminat davası açılmak zorundadır aksi taktirde bu talep zamanaşımına uğramış olacaktır.

 

Aracın uğramış olduğu hasara göre tamir edileceği ve aracın serviste geçireceği süre değişecektir. Sürecin ne uzunlukta olacağı aracını ticari faaliyetini sürdürmek için kullanan kişiler açısından büyük önem arz etmektedir. Araç tamir edilip kullanılabilir hale gelene kadar araçsız kalan kişiler için büyük bir kazanç kaybı meydana gelecektir çünkü aracı olmayan kişi işini yapabilmek için ya yeni bir araç kiralayacaktır ya da başka bir ulaşım vasıtası kullanmak zorunda kalacaktır. Her iki durumda da yapılmakta olan iş aksayabilir ve ticari düzen bozulabilir. O nedenle araç değer kaybına ilişkin açılacak olan davada eğer aracın tamirde kaldığı süreçte yeni bir araç kiralanmışsa araç kira bedeli, eğer yeni araç kiralanmamış taksi veya başka bir şekilde ulaşım sağlanmışsa o vasıtalara ilişkin yapılan harcamalar kazaya sebep olan karşı araç sahibinden talep edilebilecektir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin  23.05.2006 tarihli, 2006/3000E. ve  2006/4553 numaralı ilamında da;

 

  • “…davacının fırıncı olduğu ve kazaya uğrayan aracı ekmek dağıtım işinde kullandığı anlaşılmaktadır. Kaza nedeniyle aracını kullanmadığı sürenin delillerine göre değerlendirilerek davacı lehine, araç yoksunluğu tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi araç mahrumiyeti tazminatı talebinin reddedilmesi doğru görülmemiştir.”

 

Aracın tamir edildiği süreçte yapılan harcamaların ve kazanç kaybının somut verilere dayandırılması işbu zararların tazmini sürecini kolaylaştıracaktır. O nedenle o dönemde yapılan harcamalara ilişkin makbuz, fiş vb. somut belgelerin dosyaya sunulması ispat hukuku açısından önem arz edecektir.

 

Aracın tamirde kaldığı süreçte uğranılan zarar her zaman kesin bir şekilde belirlenemeyebilir. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50. Maddesi uyarınca “Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.”  Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddesine uygun olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2005/9934E. ve 2005/10615 karar numarası ile 21.11.2005 tarihinde vermiş olduğu ilamında da kesin bir şekilde tespit edilemeyen araç mahrumiyet zararına aynı yaklaşımda bulunmuştur. İşbu karara  göre:

 

  • “Aracın tamir süresi 25 gün olarak belirlenmiştir…..Zararın kesin olarak belirlenememesi halinde Borçlar Kanununun 42. maddesinin hakime verdiği yetkiye uygun olarak davacıya 25 günlük süre için araç mahrumiyet zararının takdiri ve tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.”

 

Sonuç olarak yaşanılan maddi hasarlı bir trafik kazası sonucunda zarar gören kişiler araçlarında oluşan değer kaybını sigorta şirketlerinden temin edemedikleri taktirde oluşan değer kaybının tazmini için her türlü yasal yola başvurma hakkına sahiptirler. Araç değer kaybı talebinin yanı sıra aracın tamir edildiği süreçte araçtan mahrum kalınmış olduğundan uğranılan kazanç kaybı ve araç mahrumiyet tazminatının da talep edilebileceği unutulmamalıdır. Kazanç kaybı ve araç mahrumiyet tazminatına ilişkin somut verilere dayanılması süreci kolaylaştıracaktır ancak somut bir şekilde uğranılan zararın tespit edilemediği durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 50. Maddesi uyarınca uğranılan zararın tespiti hakimin takdir yetkisi sınırları içerisinde kalacaktır.

 

Yasal Uyarı: İşbu makale başka bir internet sitesinde ancak makalenin yer aldığı internet adresi linkini içeren aşağıdaki ifadeye yazının başında veya sonunda belirgin bir şekilde yer verilmesi şartıyla yeniden yayımlanabilir veya basılabilir.

 

Araç Değer Kaybı Davası Talep Edilebilir Tazminat Kalemleri Pınar İleri Avukatlık & Danışmanlık izni dahilinde yeniden yayımlanmaktadır"

 

Please reload

Öne Çıkanlar

Kısa Çalışma Uygulaması Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik Teşkil Eder mi?

August 1, 2020

1/2
Please reload

Son Paylaşımlar

February 1, 2020

Please reload

Arşiv
Please reload

Anahtar Kelime Ara