Anlaşmalı Boşanma Davası

 

Anlaşmalı Boşanma Davası için bir vekil ile temsil zorunluluğu her ne kadar bulunmasa da anlaşmalı boşanma düşünüldüğü kadar basit bir süreç değildir. Anlaşma altına alınacak olan her bir husus taraflar için bağlayıcı olacaktır. O nedenle mutlaka bir avukattan destek alınması ileride bir hak kaybı yaşanmaması adına şarttır.

 

Öncelikle kimler anlaşmalı boşanabilir sorusuyla başlamak gerekirse; anlaşmalı boşanabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. 1 yıllık sürenin birlikte geçirilmiş olması şart değildir. Ortak yaşamın sürdürülüp sürdürülmediğinin anlaşmalı boşanma davası bakımından bir etkisi bulunmamaktadır. Dava açıldığı sırada 11.ayında olan bir evlilik her ne kadar dava sırasında 1 yılını dolduracak olsa bile davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık süre dolmadığından boşanma kararı verilemeyecektir, süre açısından dava reddedilecektir. O nedenle bu yola başvurulabilmesi için öncelikle 1 yıllık sürenin dolup dolmadığı mutlaka dikkate alınmalıdır. Ancak 1 yıl açısından yapılan inceleme 1 yılını doldurmayan tarafların boşanamayacağı anlamına gelmemektedir. Söz konusu süre şartı sadece anlaşmalı boşanma açısından geçerlidir. 1 yılını doldurmayan bir evlilik çekişmeli boşanma yoluna her zaman başvurabilir.

 

Anlaşmalı boşanma için genellikle eşler birlikte başvuruda bulunmaktadırlar. Ancak birlikte başvuru şart değildir. Şöyle ki; örneğin çekişmeli bir boşanma davası sırasında taraflardan biri anlaşmalı boşanma için karşı tarafa bir teklifte bulunur diğer eş de bunu kabul ederse yine anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilecektir. Eğer eşler birlikte başvuruda bulunmak isterlerse bu noktada Yargıtay tek başvuru harcı alınmasını yeterli görmüştür. Diğer eşin başvuru harcı yatırmamasının söz konusu davanın onun davası olmadığı anlamına gelmeyeceğini ilgili kararında vurgulamıştır. O anlamda tek bir harç üzerinden işlemler başlatılabilecektir.

 

Yapılacak olan protokolde boşanmanın mali sonuçları ve çocuklara ilişkin sonuçları mutlaka eşler tarafından net bir şekilde belirlenmiş olmalıdır. Boşanmanın mali sonuçları; maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakasıdır. Boşanmanın mali sonuçlarının yanı sıra eğer eşler çocuk sahibi ise çocukların durumuna ilişkin olarak iştirak nafakası, kişisel ilişki ve velayet konularında karşılıklı bir anlaşmanın sağlanmış olması şarttır. Değinilen bu altı kalem boşanmanın sonucu taraflar arasında net bir şekilde kararlaştırılmamışsa veya tarafların bu konuda en ufak bir şüpheleri varsa hâkim boşanmaya karar vermeyecektir. Anlaşmalı boşanma davasında düzenlemenin hükme esas alınabilmesi için düzenlemenin niteliğinde en ufak bir duraksama bulunmamalıdır. Örneğin anlaşmalı boşanma protokolünde maddi tazminat veya manevi tazminat hakkında tarafların haklarını saklı tutması aralarında bu konulara ilişkin ihtilafın devam ettiğini gösterir. Böyle bir durum netlik kazanmadan boşanmaya karar verilemeyecektir veya çocukların velayeti konusunda anlaşma sağlanamamışsa celsede hazır bulunduklarında bu konuyu daha sonra çözeceklerini, boşanmayı kabul ettiklerini imzalı beyanları ile bildirmiş olmaları hiçbir sonuç doğurmaz.

 

Düzenlemenin hiçbir duraksama taşımamasının yanı sıra eşler arasında gerçekleşecek olan düzenleme koşula da bağlanmamalıdır. Yapılan anlaşma ile esasen taraflar boşanmanın mali sonuçları veya diğer sonuçları konusunda karşılıklı olarak tam veya kısmi feragat ve kabullerde bulunurlar. Feragat veya kabul ise koşula bağlı olarak yapılamaz. Şarta bağlı feragat veya kabul, uyuşmazlığı nihai olarak sona erdirmez ve şarta bağlı hüküm verilemeyeceğinden böyle bir anlaşmalı boşanma protokolü geçerli kabul edilmeyecektir.

 

Tarafların anlaşmalı boşanmak istemesinin birçok sebebi olabilir. Bazen eşlerden birinin borcu sebebiyle malları hacizden kurtarabilmek için eşlerin bu yola başvurduğu görülmektedir. Ancak ne sebeple anlaşmalı boşanma istendiği konusunda hâkim ayrıca bir araştırma yapmayacaktır. Önemli olan boşanmanın sonuçları konusunda tarafların hem fikir olup olmadığıdır. Anlaşmalı boşanma davasında saik denetlemesi de kusur araştırması da yapılamaz.

 

Taraflar boşanmanın mali ve çocuklara ilişkin sonuçlarına ilişkin kararlaştırmış oldukları hususları yazılı olarak protokol altına aldıktan sonra mahkemeye başvuruda bulunabilirler.  Mahkemeye anlaşmalı boşanmak üzere başvuruda bulunulduktan sonra eşlerin her ikisinin de mahkeme tarafından bizzat dinlenilmesi zorunludur. Eşler kendilerini vekil ile temsil ettirmek isteseler bile taraf vekillerinin beyanı anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için yeterli değildir. Vekilin vekaletnamesinde yetkisi olsa bile vekilin beyanı ile karar verilemez. Taraflar aynı anda aynı hakim tarafından dinlenilmek zorundadır. Taraflardan birinin vesayet altında olması halinde vasinin iradesini boşanma yönünde açıklaması ile boşanma kararı verilemez. Bu gibi durumlarda Türk Medeni Kanunu m. 166/1 hükümlerine göre tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde deliller toplanılıp ona göre yapılacak inceleme sonucunda bir karar verilecektir.

 

Anlaşmalı boşanma davasında hakimin bizzat tarafları dinleyip iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Yani boşanmanın sonuçlarına ilişkin olarak sadece tarafların karar vermiş olması yeterli değildir. Eşlerin çocuklara ilişkin kararlaştırmış olduğu hususlar bazen çocukların menfaatine aykırı olabilir. Eğer çocukların menfaatlerine aykırı bir durum söz konusu ise mahkeme söz konusu düzenlemede bir değişiklik yapmak istediğini taraflara bildirip onların görüş ve onayını aldıktan sonra söz konusu düzenlemeyi hüküm altına alacaktır. Hakim tarafların ve çocukların yararlarını dikkate alarak taraflarca sunulan düzenlemede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Ancak mahkeme kendisini tarafların yerine koyarak değişikliği kendiliğinden gerçekleştiremez. Mahkemece yapılan değişiklik hakkında taraflardan bir beyan alınmamış olması bozma sebebi olacaktır. Değişiklikleri taraflar kabul ederse ancak anlaşmalı boşanma kararı verilebilir. Taraflarca belirlenen düzenlemelerde eğer aykırı herhangi bir husus tespit edilmemişse Mahkemece bu konuda tarafların anlaşmasına uygun olacak şekilde karar verilmesi gerekmektedir.

 

Anlaşma metninde tedbir nafakası bulunmamakta ise istek dışına çıkılarak eş ve çocuk için tedbir nafakası takdir edilemez. Ancak anlaşmalı boşanma yapılırken çocuk için iştirak nafakası istenilmemiş olması çocuğun hakkı olan eğitim ve öğretimini sağlayacak yardımın daha sonra istenilmesine engel değildir. İlerleyen yıllarda iştirak nafakası için talepte bulunulabilir. Anlaşmalı Boşanma Protokolünün bir tek iştirak nafakasına ilişkin hükmü ileriye dönük bir bağlayıcılık taşımayacaktır.

 

Yukarıda yer verilen boşanmanın mali ve çocuklara ilişkin sonuçlarının yanı sıra yapılacak olan anlaşmalı boşanma protokolünde başka düzenlemelere de yer verilebilir. Eşler evlilik birliği içerisinde iken eğer bir kredi borcu ödemekte iseler taraflardan birinin boşanmadan sonra bu borcu üstleneceği de hüküm altına alınabilir. Kredi borcu gibi kadın eşin erkek eşin soyadını kullanmaması düzenlemesi de taraflar için bağlayıcı sonuç doğuracaktır o nedenle bu konular eğer eşler tarafından protokol kapsamına alınmak isteniyorsa mutlaka iyi düşünülmelidir. Ancak eşlerden birinin kendi mirasbırakanının katılımı veya izni olmaksızın henüz açılmamış bir miras hakkında eşi ile yapacağı anlaşmalı boşanma düzenlemesi henüz miras hakkı doğmadığından ve doğmamış bir hak üzerinde işlem yapılamayacağından geçerli kabul edilmeyecektir.

 

Eşler belli bir taşınmazın diğer eşe verilmesini de anlaşmalı boşanma kapsamında düzenleme konusu yapabilirler. Bu noktada taşınmaza ilişkin tescil talebi ne kadar sürede talep edilmeli sorusu akla gelmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 178. Maddesine göre; evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasından doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 25.06.2012 tarihli, 2011/7724E. 2012/17495 sayılı ilamında da belirtilmiş olduğu üzere; “..buradaki dava haklarının sadece evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesiyle istenebilecek olan maddi/manevi tazminat ve yoksulluk nafakasına yönelik olduğunun kabulü gerekir.” O nedenle eğer anlaşmalı boşanma protokolü kapsamında bir taşınmazın diğer eşe verilmesi hüküm altına alınmış ve bu konuda tapu iptali ve tescil davası açılması gerekmişse işbu dava TMK m.178’de belirtilen 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmayacaktır. Anlaşmalı boşanma protokolünün de bir sözleşme niteliği taşıması sebebiyle taşınmazların devrini talep edebilmek açısından Türk Borçlar Kanunu’na göre 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

 

Sonuç olarak anlaşmalı boşanmak isteyen eşlerin önce evlilik sürelerinin bu yola başvurabilmek için yeterli olup olmadığını tespit etmeleri gerekmektedir. Eğer en az 1 yıl süreyle evli iseler taraflar aralarında evliliğin mali ve çocuklara ilişkin sonuçlarının ne olacağını net bir şekilde kararlaştırdıktan sonra mahkemeye başvuruda bulunmalıdırlar. Anlaşmalı boşanmak üzere yapılacak olan başvuru üzerine mahkemenin tarafların iradelerini serbest bir şekilde açıkladıklarına kanaat getirebilmesi için eşleri bizzat ve aynı anda dinlemesi gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma davasında eşlerden kimin daha kusurlu olduğu hiçbir önem arz etmez, kusur mahkemenin anlaşmalı boşanma bakımından inceleme konusuna girmez. Eşlerin yapmış olduğu düzenlemeler mahkeme tarafından uygun bulunması halinde anlaşmalı boşanma hüküm altına alınacaktır.

 

Yasal Uyarı: İşbu makale başka bir internet sitesinde ancak makalenin yer aldığı internet adresi linkini içeren aşağıdaki ifadeye yazının başında veya sonunda belirgin bir şekilde yer verilmesi şartıyla yeniden yayımlanabilir veya basılabilir.

 

Anlaşmalı Boşanma Davası Pınar İleri Avukatlık & Danışmanlık izni dahilinde yeniden yayımlanmaktadır"

 

Please reload

Öne Çıkanlar

Kısa Çalışma Uygulaması Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik Teşkil Eder mi?

August 1, 2020

1/2
Please reload

Son Paylaşımlar

February 1, 2020

Please reload

Arşiv
Please reload

Anahtar Kelime Ara